07 Şubat 2010 Pazar

Ankara Caz festivali başladı... duyduk duymayın demeyin ....


02 Şubat 2010 Salı

Bu kadarı yeter mi...


Tez zamanda aydınlanmak istiyorum!!!!




Sonra teyyare ile gitmek bir yerlere...




Alışveriş şart ... koşullar bilinmiyor...



Bir de dede en cömertinden...

24 Ocak 2010 Pazar

Kırmızı gece

Evde cumartesi akşamı sıcak şarap yapıp içmenin keyfine diyecek yok.. Keşke dostlarda tatmış olsaydı ....

10 Ocak 2010 Pazar

Kale de 1 gün




03 Ocak 2010 Pazar

İlk gün aktivitesi




Arkadaşlarla geçirilen güzel gün yılın en güzel başlangıcıdır...

The Itsy Bitsy





13 Aralık 2009 Pazar

Pazar pazar


Yine hiçbirşey yapmadan geçirdiğim pazarlardan bir taneside bitmek üzere... Kendimi bir o yataktan bir bu yatağa attım film izledim bir kaç birşey okudum okudukça kafam bulandı yumak oldum.Dışarıya çıkmaya çalıştım üşüdüm üşendim.Yine yatay posizyonda kala kaldım. Kahve yaptım yarısına gelmeden çaya geçtim o da bitmeden meyva suyuna.Fotoğraf çektim beğenmedim.İki muhabbet ettim devamını getiremedim.Dünümü düşündüm güldüm , aylarımı düşündüm akıllandım.Velhasıl böle böle şu saat ettim ...

passengers silence

Ben sessiz bir yolcu olacağım artık... uzaktan katılacağım insanlığa... reel de paylaşmadan konuşmadan .. sıradan muhabbetlere ortak... çekiliyorum ... lütfen benden de çekilin... iki geri bir ileri beni bozuyor ben bozulursam bozarım dayanamam... Temizlik yaptım gece gece bir nevi geleceğe yatırım ... kalanlar bana bir ömür yeter .. diğerlerine sahaları bırakıyorum ... bir ömür boyu huzurlar...

27 Kasım 2009 Cuma

Ben evdeyken tatilleri hiç sevmiyorum...


Ben evdeyken tatilleri hiç sevmiyorum...

25 Kasım 2009 Çarşamba

Ata binilir

Pazar Abanta gittim iki romantik atla tanıştım tek sorun ikisinin de dişi olmasıydı :) ama süper bi dayanışma sergiliyorlardı hayran kaldım... Sonra bindim ...Daha önceden çok küçükken, vahşi bi ata binmiştim siyah parlak tüyleri vardı çok güzeldi ama çoçukluk işte korkmuştum indirin beni daha yaşayacak çok günlerim var çocuğum ben diye bağıra çağıra ağlaya ağlaya helak olmuştum dayanamayıp indirmişlerdi üstünden ..Hatırlarım o anı ben ağlarken herkes gülüyordu...bok...:)

Bu sefer ağlamadım ama yine bu hareket ediyor durdurun diye bi tepkide vermedim değil hani :) Galiba hala daha çocuğum yaş 30 da olsa çoçuğum ben ... ha birde ormanda sağa baktım sola baktım aklıma süper bir fikir geldi kendime sakladım...

19 Kasım 2009 Perşembe


Bowling oynasam mı oynamasam mı diye düşünürken ben, kahve içip kesin kararımı kendime bildirmek için kısa bir mola verdim...
Uzaktan izledim bu arada labutları


Neyse aman dedim
oynamaya karar verdim :) Hiç tanımadığım bir grubun üyesi oldum :) Tanışıldı kaynaşıldı..İlk atış strike .. herkes şaşkın :) Zaten ilk ve son strikım oldu o ayrı :) bu arada Okan almış başını gitmiş... En son top beğenmiyordu ...
Sonra bi baktim brifing veriliyor :) Takım elden gidiyor sayemde ...
ama velhasıl sonuç önemliymiş :) Bana rağmen birinci olan takım :) Demek ki en zayıf halka olmak çokta fena birşey değilmiş takım çalışmasında :)

16 Kasım 2009 Pazartesi

Efes Pilsen Blues Festivali-2009





gittim gördüm dinledim eğlendim darlandım içtim güldüm dö
ndüm...

10 Kasım 2009 Salı

Dansı sevdiren kıyafetler mi!


Karnaval gibiydi ben hiç dans edemem sevmem de... ama o gün sevdim ... Demek ki neymiş mühim olan kıyafetlermiş :) ODTÜ Cumhuriyet Kupası Dans yarışması ve ilk defa fotoğraf sanatçısı olarak anılmak ... pek keyifli pek...





Geçen cumartesi farkettim yaşlandığımı..Bir içmişim bugün salı anca kendime geldim... Ama öncesinde hoş anılarım var beni heyecanlandıran... Mesela 2 adet lens aldım kendime.. 3. sü yolda o da alınacak bir vakit... sonra keyfimin yerinde olduğunu farkettik cümbür cemaat ... Şimdi ben o lenslerle ne fotoğraflar çekeceğim... Sarhoşken bunları çektim..Ya ayık olduğumda ne olacak !!!

29 Ekim 2009 Perşembe

Siz biliyo musunuz ... ben buyum!!!


Ah ah yine kendimi ifade edemedim..Daha cok okuyup daha yavaş düşünmem gerek belki ... bi öyle bi böyleyim... Zaman makinası yapın koyun beni... postalayın 1960 a... hatta 1950 ye... Şen kahkahalar atarım uzaktan beğendiğim erkeğe... Cin gibiyim ben gözlerimden anlaşılıyormuş...Peh ...

Peki ya bunları biliyor musunuz ?..İçim kötü niyetli olmadığından cinlerimi kullanamadığımı... Kırıldığımı ağladığımı pişman olduğumu ...hiç bişi yapamadığımı..Sevdiğimi sevildiğimi ama istenmediğimi...Elimi sallasam 50 siymiş... 50 sini de istemediğimi...51 inciyi istediğimi...istediğim adamın beni kırmamak adına kaçtığını... kaçarken aslında kaçmasına gerek olmağını çünkü yapışkan olmadığımı... Empati yeteneğimin fazlaca geliştiğini... başkasının yerine kendimi koyup .. başkasının hatasını bile üstlendiğimi...Ama afaganlar basınca ehh yeter beee diyip çekip gittiğimde değere binmekten nefret ettiğimi... böle davranıldığında daha çok soğuduğumu..samimiyete sonsuz inandığımı... Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarırı benim için bestelediklerini ... Sütten çıkmış ak kaşık olmadığımı ama yakın olduğumu... haklının yanında haksızın ensesinde bittiğimi... Mükemellliyetçiliğimin bir tek kendime işlediğini o yüzden kendimi hep eksik gördüğümü..Benden eksik olan bir insanı bile yücelttiğimi... Kırıcı konuşmalarda aslında düşünerek konuştuğumu... etrafımı kendimden daha çok düşündüğümü..Kendimi zora koşup karşımdaki için el pençe divan olduğumu... Şeytan tüyüne inandığımı ..Yılda bir kere çıktığında, tüy düşünceye kadar dileklerimin olduğunu.... Esprilerimin safça espiriler olduğunu aslında.. inceden yapılmış serzenişleri içinde pek barındırmadığını... ama dinleyenlerin anlamadığını da biliyorum mesela ben .. ya siz biliyo musunuz!!! ...

21 Ekim 2009 Çarşamba

Olimposta Hatçe teyze Muhammer amca...


Geçen aklıma geldi ..Hani Olimposta sel oldu .. herşeyi aldı götürdü ya... Çok üzücü evet ama ... belki yine doğa bişi anlatmaya çalıştı..Gidin ey buraya ait olmayan insanlar dedi .. ne biliyosunuz...

Neyse anlatmak istediğim şu şimdi, gördüm ki Olimposa, mayosu olmayan donunu kapıp, Okulda aktivite olsun diyen öğrencilerini, baba mangalı, anne çoçuğunu eğer çocuğu usluysa yanına da örgüsünü kapıp geliyor... Kim görmüştür Olimposta kıyafetleri ile kafası güzel olmadan denize giren sıkma başları... gerçi kafası güzel sıkma başları da görmemiştir ama ...
Karetta karettaların yumurtalarının bulunduğu alanlara " aaa bak buraya çadır kurup gitmişler" diyip içine kurulanları (Ne kadar anaçız ama öle demiyeyim diiy mi .. Farkında olmadan yumurta seferberliği... Hormonlarımız her ortamda çalışıyor... algıda büyük seçicilik).

Gidin lütfen gidin .... güzelim doğayı bırakın tadını çıkarmak isteyen, topraktan geldik toprağa gideceğiz diyen insanlığa...

Hem süper halk plajları var manzarası da güzel ....Orda kimsenin dikkatini çekmezsiniz... Özgürce takılırsınız...

19 Ekim 2009 Pazartesi

Bla bla bla


Özgür olmak istiyorum.Özgür ve "O"na aşık.Aramızdaki ilişkiyi aşktan başka hiçbir şeyle adlandırılmasını istemiyorum.Hele resmi bir adının olmasını hiç...İstatistik figürü olmayacağım!Kim diye sorduklarında kocam ya da eşim demek istemiyorum.Onun akrabalarını bilmek istemiyorum.Bir takım aile büyüklerini misafir etmek, evimde ağırlamak , evcil sohbetler yapmayı istemiyorum. Adı aile olan bir kurumun içinde olmak istemiyorum.Aile ziyaretlerinde kendimi kendim gibi hissetmeden onlardanmışım, oraya aitmişim gibi davranmak istemiyorum.İstemediğim birilerinin yaşamına girmeyi veya onların benim yaşamıma girmelerini istemiyorum. Tanımadığım birilerine Teyze ya da Enişte demek istemiyorum! Bana gelin ona damat denmesini hiç istemiyorum.Evlendik diye tebrik edilmek, takı takmak, hediye almak istemiyorum! Kalabalık aile fotoğraflarında olmak istemiyorum.
Herşeyi bilmek istemiyorum.Onu merak etmek istiyorum.Bilmediğim benim için bilinmez birşey kalsın istiyorum. Ona hep hayran kalmayı istiyorum.Her an birlikte olarak onu kanıksamak istemiyorum. Sokakta sarmaş dolaş çiftler görünce aklıma eski günler gelsin istemiyorum.Yalnizca dünü ,dün geceyi hatırlamak istiyorum.
Akşamları ayrı ayrı koltuklarda bezgin bir ifade ile adet yerini bulsun diye " günün nasıl geçti" repliklerini istemiyorum.
O yokken bir şarkıyı, sabahtan akşama kadar aynı şarkıyı dinleme ayinlerim hiç bitmesin.
Onun evcileşmesini istemiyorum.
O'na gitmeyi heyecanla beklemek istiyorum.
Aşkım tükenecekse aşkın içinde yaşanarak tükensin. Onu ben tüketeyim istiyorum.Damağımda ve belleğimde aşktan başka tadlar yabancı tadlar kalmasın...
Yeniden aşık olursam geçmişten arta kalan korkular taşımayayım...
Yeniden aşık olursam,yeni bir aşk olsun aynı film olmasın...
Ve pişmanlık duygusu semtime hiç uğramasın...

Ben fotoğraf çekerken böyle oluyorum.. İki büklüm... Pek eğlenceli... bu aralar beni eğlendiren tek şey de zaten fotoğraflar... Herkesi zamana mıhlasam fotoğraflar sayesinde sonra da hikaye yazsam ... Kimse değişmese... kötü yönde değişemese ...Bu aralar herkese bir haller oluyor... Uzaktan izliyorum ... Arada soruyorum ... soğuyorum...

Çeker Giderim

18 Ekim 2009 Pazar

Tren Rayı







İki rayı gibiyiz, bir tren yolunun, yakın olması neyi değiştirir, son istasyonun...